Diyarbakır’ın tarihi simgelerinden Hz. Süleyman Camii yerleşkesinde bulunan yaklaşık 400 yıllık ayaklı dikme çeşmesi, siyah bazalt taşlı gövdesi ve pirinç musluğuyla geçmişten günümüze uzanıyor. Osmanlı döneminden kalan tarihi yapı, bugün de ziyaretçilerin su ihtiyacını karşılıyor.
Diyarbakır’ın asırlara meydan okuyan tarihi eserleri arasında yer alan Hz. Süleyman Camii yerleşkesindeki ayaklı dikme çeşmesi, yüzyıllardır koruduğu görünümüyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 400 yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen çeşme, kentin Osmanlı döneminden kalan mimari mirasını günümüze taşıyor.
Siyah bazalt taşından yapılan gövdesi ve pirinç musluğuyla öne çıkan tarihi çeşme, yerleşkenin avlusunda bulunuyor. Geçmişte şehir sakinlerinin su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen bu yapılar, dönemin günlük yaşamında önemli bir işlev üstleniyordu.

Osmanlı’nın çeşme geleneğini yaşatıyor
Osmanlı döneminde cadde ve sokaklarda insanların suya ulaşmasını sağlamak amacıyla yaptırılan ayaklı dikme çeşmeleri, lüle veya sokak çeşmesi olarak da biliniyor. Hz. Süleyman Camii avlusundaki çeşme de bu geleneğin Diyarbakır’da günümüze ulaşan örnekleri arasında yer alıyor.
Tarihi bilgilere göre, 1155-1160 yılları arasında Nişanoğlu tarafından yaptırıldığı belirtilen caminin avlusuna, 1631-1633 yıllarında Diyarbakır Valisi Silahdar Murtaza Paşa tarafından çeşme ve şadırvanlar yaptırıldı. Yaklaşık dört asırlık geçmişe uzanan dikme çeşmesi de bu dönemin izlerini taşıyor.
Tarihi avluda geçmişle bugün buluşuyor
Hz. Süleyman Camii yerleşkesi, tarihi yapılarının yanı sıra 27 sahabenin burada medfun bulunduğuna ilişkin inanç ve kültür mirasıyla da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Yerleşkenin avlusunda bulunan çeşme ise hem işlevini sürdürmesi hem de tarihi dokusunu korumasıyla öne çıkıyor.
Diyarbakır’ın siyah bazalt taşından şekillenen tarihi mimarisini yansıtan çeşme, kenti ziyaret edenlere Osmanlı döneminin şehir yaşamından bir iz sunuyor. Yüzyıllardır ayakta kalan yapı, tarihi mirasın yalnızca geçmişi anlatan eserlerden ibaret olmadığını, günlük yaşamın içinde de varlığını sürdürebildiğini gösteriyor.











