USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

Diyarbakır'a bereket yağıyor

Diyarbakır’da karın ardından yağan yağmur, yalnızca bir hava olayı değil; bu kentin ruhuna dokunan, hafızasını yoklayan bir geçiş hâlidir. Beyazın sessizliğinden gri bir ıslaklığa geçen sokaklar, aslında Diyarbakır’ın yıllardır alışık olduğu ani dönüşümlerin küçük bir provası gibidir.

Kar yağdığında şehir susar. Sur içindeki taş duvarlar, Hevsel Bahçeleri’ne bakan yamaçlar, kaldırımlarda biriken ayak izleri… Her şey kısa süreli bir dinginliğe bürünür. Gürültü azalır, acele yavaşlar, insanlar bir anlığına aynı gökyüzüne bakar. Ancak Diyarbakır’da bu sessizlik uzun sürmez. Kar çekilir, ardından yağmur başlar. Ve o yağmur, yalnızca toprağı değil, gerçeği de ortaya çıkarır.

Yağmurla birlikte eriyen kar, altyapının eksiklerini, yıllardır ötelenen sorunları gün yüzüne çıkarır. Kaldırımlar göle döner, rögar kapakları taşar, sürücüler temkinle ilerlerken yayalar çaresizce karşıya geçecek kuru bir zemin arar. Bu manzara artık sürpriz değildir; aksine alışkanlık hâline gelmiş bir tekrarın fotoğrafıdır. Her kış aynı döngü, her yıl aynı sorular: Neden önlem alınmadı? Neden yine hazırlıksız yakalandık?

Ama mesele sadece teknik değildir. Kar sonrası yağan yağmur, Diyarbakır insanının ruh hâline de benzer. Umutla başlayan birçok şey, kısa sürede başka bir duyguya evrilir. Sevinçle yağan karın ardından gelen yağmur gibi… Bir beklenti, bir rahatlama, ardından yeniden mücadele. Bu kent, ani değişimlere alışkındır. Hava gibi, gündem gibi, hayat gibi.

Öte yandan yağmurun bir de arındıran tarafı vardır. Toprağa karışan kar suları, baharın habercisidir. Hevsel’de filizlenecek yeşilin, Dicle’nin biraz daha coşkulu akışının işaretidir. Belki de Diyarbakır’ın en büyük çelişkisi burada gizlidir: Aynı yağmur hem sıkıntıyı hem umudu taşır.

Bugün Diyarbakır sokaklarında yağan yağmur, bize şunu hatırlatıyor: Bu şehir sadece hava koşullarıyla değil, ihmal ve alışkanlıklarla da sınanıyor. Kar sonrası yağmurun her yıl yarattığı manzara, “olağan” diye geçiştirilemez. Çünkü olağanlaşan her sorun, çözümden biraz daha uzaklaşır.

Diyarbakır, karı da yağmuru da hak ediyor; ama plansızlığı, hazırlıksızlığı hak etmiyor. Gökyüzü görevini yapıyor. Sıra, yeryüzünde sorumluluğu olanlarda.