USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

Gürültü Çağında Sessiz Kalabilmek

Hayat hiç bu kadar gürültülü olmamıştı.

Sokaklar, ekranlar, sosyal medya, tartışmalar, iddialar, savunmalar… Herkes konuşuyor, herkes haklı, herkes anlatmak istiyor ama kimse dinlemiyor. Gürültü büyüdükçe, anlam küçülüyor. Ses yükseldikçe, hakikat geriye çekiliyor.

Eskiden susmak bir erdemdi.
Şimdi susan ya zayıf sanılıyor ya da suçlu.

Oysa insan bazen konuşmadığında değil, gereksiz konuştuğunda kaybeder kendini. Her şeye cevap vermek zorunda hissettiğimiz bu çağda, sessiz kalabilmek başlı başına bir duruş haline geldi. Çünkü sessizlik; korkaklık değil, çoğu zaman bilinçtir.

Bugün herkes bir şey söylüyor ama çok az kişi bir şey anlatabiliyor.
Cümleler çoğaldı, anlam azaldı.
Paylaşımlar arttı, vicdan geriledi.

Sosyal medyada bir linç dalgası başlıyor; kimse ne olduğunu tam bilmiyor ama herkes bir taraf seçiyor. Bir haber yayılıyor; doğruluğu sorgulanmadan kanaatler veriliyor. İnsanlar artık düşünmeden tepki veriyor, dinlemeden hüküm kuruyor. Gürültü, adaletin önüne geçiyor.

Oysa susmak bazen en doğru cevaptır.
Her tartışmaya girmemek, her hakarete karşılık vermemek, her provokasyona kapılmamak… Bunlar geri çekilmek değil, kendini korumaktır.

Sessizlik; insanın kendine sorduğu sorularla doludur.
“Gerçekten haklı mıyım?”
“Bu sözüm bir yaraya mı dokunur, yoksa merhem mi olur?”
“Konuşmam dünyayı mı iyileştirir, yoksa sadece beni mi rahatlatır?”

Bugün en çok buna ihtiyacımız var: düşünerek konuşmaya.

Toplum olarak çok çabuk öfkeleniyoruz. Çok çabuk yargılıyoruz. Çok çabuk unutuyoruz. Ama çok geç anlıyoruz. O yüzden sesimiz yüksek, kalbimiz yorgun.

Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey şudur:
Her doğru her yerde söylenmez.
Her söz her zamanda edilmez.
Ve her sessizlik bir yenilgi değildir.

Bazen susmak, hakikatin kendisidir.

Gürültü çağında sessiz kalabilenler; yarın hatırlanacak olanlardır. Çünkü tarih, en çok bağıranları değil; en doğru zamanda konuşanları yazar.