<div>Türkiye, yıllardır terörle mücadelenin ağır bedellerini ödedi. Şehitlerimizin acısı, gazilerimizin fedakârlığı ve ailelerin gözyaşları, bu mücadelenin hafızamızdaki en derin izlerini oluşturdu. Bugün gelinen noktada ise Türkiye, terörün tamamen gündemden çıkarılması ve kalıcı toplumsal huzurun tesis edilmesi hedefiyle yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</div> <div>Bu sürecin siyasi irade açısından en dikkat çekici iki ismi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli oldu. Özellikle Bahçeli'nin 1 Ekim 2024'te başlattığı siyasi çıkışın ardından "Terörsüz Türkiye" hedefi kamuoyunun en önemli gündemlerinden biri haline geldi. Süreç, Erdoğan'ın liderliğinde hükümet politikalarıyla ilerlerken Bahçeli de ortaya koyduğu siyasi iradeyle bu hedefin güçlü savunucularından biri oldu.</div> <div>Burada altı çizilmesi gereken nokta şudur: Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca bir siyasi projenin değil, devletin güvenlik, hukuk, siyaset ve toplumsal bütünleşme başlıklarını birlikte ele alan uzun soluklu bir yaklaşımın sonucudur.</div> <h3>Bahçeli'nin siyasi cesareti</h3> <div>Devlet Bahçeli'nin bu süreçteki rolü, Türk siyasetinde alışılmış kalıpların dışında değerlendirilmelidir. Çünkü terör meselesi, Türkiye'de yıllardır siyasetin en sert tartışma alanlarından biri olmuştur.</div> <div>Bahçeli, attığı adımlarla kendi siyasi tabanında da tartışılabilecek bir sürecin sorumluluğunu üstlendi. Onun yaklaşımının temelinde ise Türkiye'nin güvenliğini, milli birlik ve beraberliğini koruyarak terör meselesinin tamamen sona erdirilmesi düşüncesi bulunuyor.</div> <div>Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin yalnızca siyasi aktörlerin değil, toplumun ortak hedefi olması gerektiğini vurgularken, sürecin güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülmesi gerektiğinin de altını çiziyor.</div> <div>Bu nedenle Bahçeli'nin attığı adımları yalnızca günlük siyasetin penceresinden okumak eksik kalır. Çünkü terör meselesi, seçim dönemlerinin ötesinde Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren stratejik bir başlıktır.</div> <h3>Erdoğan'ın siyasi iradesi</h3> <div>Diğer tarafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bulunuyor.</div> <div>Türkiye'nin son yıllardaki terörle mücadele politikasında güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesi, sınır ötesi operasyonlar ve devlet kurumlarının koordinasyonu önemli bir yer tuttu. Bugün gelinen aşamada ise güvenlik mücadelesinin yanında terörün toplumsal ve siyasi zeminini ortadan kaldırmaya yönelik yeni bir dönemin inşa edilmesi hedefleniyor.</div> <div>5 Ağustos 2026'da TBMM'ye sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" de bu sürecin hukuki ayağını oluşturuyor. Erdoğan, teklifin Türkiye'yi terör tehdidinden kalıcı biçimde kurtarmayı ve milli birlik ile beraberliği güçlendirmeyi hedeflediğini açıkladı. Aynı açıklamada Bahçeli'ye ve siyasi parti gruplarına teşekkür etti.</div> <div>Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Terörle mücadelede sadece silah ve güvenlik politikaları değil, siyasi irade ve toplumsal bütünleşme de belirleyici hale geliyor.</div> <h3>Asıl başarı milletin huzurudur</h3> <div>Terörsüz Türkiye hedefinin başarısı, yalnızca siyasi aktörlerin hanesine yazılacak bir başarı değildir.</div> <h3>Asıl kazanan Türkiye olacaktır</h3> <div>Bir annenin evladını güven içinde büyütmesi, bir gencin geleceğe umutla bakması, bir çiftçinin tarlasına korkmadan gitmesi, bir esnafın dükkânını huzur içinde açması ve Türkiye'nin enerjisini çatışmalara değil kalkınmaya ayırmasıdır gerçek başarı.</div> <div>Terörün olmadığı bir Türkiye; yatırımın, turizmin, üretimin ve istihdamın daha güçlü olduğu bir Türkiye demektir.</div> <div>Özellikle Diyarbakır ve bölge açısından bu sürecin anlamı daha da büyüktür. Çünkü bölge halkı yıllarca terörün ekonomik, sosyal ve psikolojik yükünü taşıdı. Huzur ortamının kalıcı hale gelmesi, bölgenin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmasının da önünü açacaktır.</div> <h3>Şehitlerin hatırası unutulmadan</h3> <div>Ancak burada çok önemli bir hassasiyet var.</div> <div>Terörsüz Türkiye hedefi konuşulurken şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakârlıkları asla unutulmamalıdır.</div> <div>Bu süreç, geçmişi silmek değil; geçmişten ders çıkararak geleceği inşa etmek anlamına gelmelidir.</div> <div>Nitekim Milli Savunma Bakanlığı da terörle mücadelede elde edilen başarıda en büyük payın şehitlere, gazilere ve ailelerine ait olduğunu vurguladı.</div> <div>Dolayısıyla Türkiye'nin önündeki hedef yalnızca terörün sona ermesi değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın ve adalet duygusunun korunmasıdır.</div> <h3>Tarihi sorumluluk</h3> <div>Bugün Erdoğan ve Bahçeli'nin önünde kolay bir yol bulunmuyor. Terör meselesi onlarca yılın birikimini taşıyor. Bu nedenle sürecin başarıya ulaşması; sabır, kararlılık, devlet ciddiyeti ve toplumun bütün kesimlerinin hassasiyetlerinin gözetilmesini gerektiriyor.</div> <div>Bahçeli'nin siyasi iradesi ile Erdoğan'ın yürütme gücünün aynı hedef doğrultusunda buluşması, sürecin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.</div> <div>Nitekim iki lider, Ağustos 2026'da Beştepe'de bir araya gelerek Terörsüz Türkiye sürecini ve hazırlanan çerçeve yasayı ele aldı.</div> <div>Şimdi Türkiye'nin ihtiyacı polemik değil, sağduyudur.</div> <div>İhtiyacı olan şey yeni ayrılıklar değil, ortak bir gelecek fikridir.</div> <div>Terörsüz Türkiye hedefi başarıya ulaşırsa bunun siyasi kazananından çok, toplumsal kazananı konuşulmalıdır.</div> <div>Çünkü bu mesele Erdoğan'ın, Bahçeli'nin veya herhangi bir siyasi partinin meselesi olmaktan çok daha büyüktür.</div> <h3>Bu mesele Türkiye'nin meselesidir</h3> <div>Ve Türkiye'nin en büyük kazanımı, çocuklarımızın terör haberleriyle değil; eğitim, bilim, üretim, sanat ve başarı hikâyeleriyle büyüdüğü bir gelecek olacaktır.</div> <div>Terörsüz Türkiye'nin gerçek anlamı da tam olarak budur: Daha güvenli, daha huzurlu, daha güçlü ve geleceğe daha umutla bakan bir Türkiye.</div>