Hayatın İçinde Sessizce Yorulan İnsanlar

Günlük hayatın içinde bazı yorgunluklar vardır ki kimse fark etmez. İnsan işine gider, sorumluluklarını yerine getirir, konuşur, güler… Ama bütün bunları yaparken içten içe tükenir. Bu yorgunluk bedende değil, insanın içinde birikir.

Kimseye anlatılmayan bir ağırlıktır bu. Çünkü anlatınca geçeceğine dair bir inanç yoktur. İnsan çoğu zaman “anlatsam ne değişecek” diye düşünür. O yüzden susar, devam eder, alışır. Alışmak da en tehlikeli haldir zaten.

Bazı insanlar çok şey yaşar ama az konuşur. Çünkü herkesin derdinin zaten ağır olduğunu bilir. Kendi yükünü başkasına taşımak istemez. Güçlü görünmek zorunda kalır, ayakta durur, ama içindeki kırılmaları kimse görmez.

Zamanla insan şunu fark eder:
Yorulduğunu söylemediğin her gün, biraz daha yalnızlaşırsın.
Anlaşılmadığını hissettiğin her an, içinden bir parça geri çekilir.

Bu bir isyan değildir.
Bu bir şikâyet de değildir.
Bu, sadece hayatın içinde sessizce taşınan bir yorgunluktur.

Bazen bir insanın ihtiyacı olan şey büyük çözümler değildir.
Sadece dinlenmek.
Birinin gerçekten sorması: “Nasılsın?”
Ve cevabını acele etmeden dinlemesi…

Hayat herkes için zor olabilir.
Ama bazı insanlar, zorluğu tek başına taşımaya alışmıştır.
İşte onlar en çok fark edilmeyi hak edenlerdir.