Ana içeriğe geç
NEDİM DEMİR
NEDİM DEMİRKöşe Yazarı

Yağmur Yağmadan Önlem Almak Gerek!

Bir şehir yağmura teslim oluyorsa burada yalnızca doğanın değil, altyapının ve hazırlık çalışmalarının da sorgulanması gerekir.

 Bir şehir yağmura teslim oluyorsa burada yalnızca doğanın değil, altyapının ve hazırlık çalışmalarının da sorgulanması gerekir. Çünkü sel felaketi kapıya dayandığında değil, yağmur başlamadan önce alınan önlemlerle engellenir.

Son günlerde etkili olan sağanak yağışlar bir kez daha gerçeği yüzümüze çarptı. Birkaç saatlik yağmurun ardından caddeler göle döndü, alt geçitler suyla doldu, araçlar ilerlemekte güçlük çekti, bazı mahallelerde vatandaşlar evlerini ve iş yerlerini su basması endişesiyle izledi.

Peki biz her yağmur yağdığında aynı manzaraları yaşamak zorunda mıyız?

Elbette yağmur doğanın bir gerçeğidir. Şiddetli yağışları tamamen engellemek mümkün değildir. Ancak yağmurun sele dönüşmesini önlemek, can ve mal kayıplarını azaltmak için yapılabilecek çok şey var.

Burada en önemli sorumluluklardan biri yerel yönetimlere düşüyor.

Yağmur başlamadan önce belediyeler ne yapmalı?

Öncelikle yağmur suyu drenaj hatları düzenli olarak kontrol edilmeli, mazgallar ve yağmur suyu giderleri temizlenmeli. Yaprak, çöp, çamur ve çeşitli atıklarla tıkanan rögarlar, en küçük yağışta bile büyük sorunlara yol açabiliyor.

Alt geçitler, dere yatakları, su baskını riski bulunan mahalleler ve düşük kotlu yollar önceden belirlenmeli. Bu bölgelerde su tahliye pompaları hazır bulundurulmalı, yağış sırasında ekipler sahada görev yapmalı.

Yalnızca yağmur yağdığı gün değil, yağış mevsimi başlamadan önce de altyapı çalışmaları tamamlanmalı.

Belediyelerin görevi sadece yolları asfaltlamak, kaldırımları düzenlemek ve park yapmak değildir. Bir şehrin altyapısını güvenli hale getirmek, vatandaşın canını ve malını korumak da belediyecilik hizmetinin temel sorumlulukları arasındadır.

Peki vatandaşlar ne yapmalı?

Vatandaşların da sağanak yağış ve sel riskine karşı dikkatli olması gerekiyor.

  • Meteoroloji ve AFAD'ın uyarıları takip edilmeli.

  • Sel riski bulunan alt geçitlerden ve suyla kaplanmış yollardan geçilmemeli.

  • Araçlar dere yataklarına, bodrum girişlerine ve su baskını riski bulunan alanlara park edilmemeli.

  • Ev ve iş yerlerindeki su tahliye giderleri kontrol edilmeli.

  • Elektrik panoları ve prizler su baskını riskine karşı korunmalı.

  • Sel sularına yürüyerek veya araçla girilmemeli.

  • Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı.

Unutulmamalı ki birkaç dakikalık dikkatsizlik, telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olabilir.

Belediyecilik yağmurdan sonra değil, yağmurdan önce belli olur!

Asıl mesele burada başlıyor.

Bir şehirde her sağanak yağışın ardından aynı caddeler su altında kalıyorsa, aynı alt geçitler doluyorsa ve aynı mahallelerde vatandaşlar mağdur oluyorsa artık bu görüntüler sıradan bir doğa olayı olarak değerlendirilmemeli.

Elbette olağanüstü yağışların oluşturabileceği riskler vardır. Ancak bu riskleri azaltmak için önceden planlama yapmak, altyapıyı güçlendirmek ve kriz anında hızlı müdahale etmek mümkündür.

Yerel yönetimler meteorolojik uyarıları dikkate almalı, ilgili kurumlarla koordinasyon sağlamalı, iş makinelerini, vidanjörleri, su tahliye pompalarını ve saha ekiplerini hazır tutmalıdır.

Vatandaşın beklentisi çok büyük değil: Yağmur yağdığında evine su girmesin, yolda mahsur kalmasın, aracı zarar görmesin, çocuğu okula giderken tehlikeyle karşılaşmasın.

Bunlar lüks değil, güvenli bir şehirde yaşamanın en temel beklentileridir.

Son sözümüz şu: Yağmurun ne zaman yağacağını bilemeyebiliriz ama yağmur yağdığında neler yaşanabileceğini biliyoruz. Öyleyse neden önlem almak için felaketin yaşanmasını bekliyoruz?

Unutmayalım; başarılı belediyecilik, sel sularını tahliye etmekle değil, o suların felakete dönüşmesini önlemekle ölçülür.