Ana içeriğe geç
NEDİM DEMİR
NEDİM DEMİRKöşe Yazarı

GÜZEL ŞEYLERİ KONUŞMANIN ZAMANI

Hayatın içinde bazen öyle şeyler oluyor ki insan, bütün olumsuzlukların arasında güzel olanı aramayı unutuyor.

Hayatın içinde bazen öyle şeyler oluyor ki insan, bütün olumsuzlukların arasında güzel olanı aramayı unutuyor. Oysa bu ülkenin, bu şehrin ve bu insanların anlatılmaya değer nice güzel hikâyesi var.

Sabah erkenden işinin başına geçen esnafımız, çocuklarının geleceği için emek veren ailelerimiz, derslerine dört elle sarılan gençlerimiz, alın teriyle üretmeye devam eden çiftçilerimiz… Her biri bu ülkenin sessiz kahramanları.

Biz çoğu zaman gündemin yoğunluğu içinde sorunlara odaklanıyoruz. Elbette sorunları görmezden gelemeyiz. Yanlışı söylemek, eksikleri dile getirmek ve çözüm aramak hepimizin sorumluluğudur. Fakat hayatın yalnızca sorunlardan ibaret olmadığını da hatırlamamız gerekiyor.

Biraz da umudu, emeği ve insanın içini ısıtan güzellikleri konuşalım.

Bir öğrencinin kazandığı başarıyı, yıllardır mesleğini ilk günkü heyecanıyla sürdüren bir ustayı, ihtiyaç sahibi bir aileye yardım eden hayırseveri, şehrinin gelişmesi için çalışan insanları anlatalım. Çünkü iyilik de tıpkı kötülük gibi yayılabilir. Yeter ki ona yer açalım.

Diyarbakır gibi köklü bir şehirde güzel hikâyelerin eksik olması mümkün mü? Tarihiyle, kültürüyle, insanıyla ve kendine özgü yaşamıyla bu şehir, her gün yeni bir hikâyeye ev sahipliği yapıyor. Kimi zaman bir ustanın elinde yaşatılan gelenek, kimi zaman gençlerin ortaya koyduğu bir başarı, kimi zaman da hiç tanımadığı bir insana yardım eden vatandaşımız bize insanlığın hâlâ dimdik ayakta olduğunu gösteriyor.

Bütün mesele, bu güzellikleri fark edebilmekte.

Bugün gençlerimizin geleceğe umutla bakmasını, çocuklarımızın daha iyi eğitim almasını, esnafımızın işini büyütmesini, çiftçimizin emeğinin karşılığını almasını istiyoruz. Ailelerimizin huzurlu, şehirlerimizin güvenli, sokaklarımızın daha yaşanabilir olmasını arzuluyoruz. Bunlar büyük hayaller değil; hepimizin ortak beklentileri.

Peki, daha güzel bir gelecek için ne yapabiliriz?

Öncelikle birbirimize karşı daha anlayışlı olabiliriz. Bir insanın derdini dinlemek, emeğine saygı göstermek, farklı düşüncelere tahammül etmek ve ortak sorunlar karşısında çözüm aramakla başlayabiliriz. Her şeyi başkalarından beklemek yerine, kendi sorumluluğumuzu da yerine getirebiliriz.

Çünkü bir şehrin gelişmesi yalnızca binaların yükselmesiyle, yolların yapılmasıyla ya da yeni projelerin hayata geçirilmesiyle ölçülmez. Bir şehir, insanları mutluysa; çocukları gülebiliyorsa, gençleri kendilerine bir gelecek kurabiliyorsa ve insanlar yarınlarından korkmadan yaşayabiliyorsa gerçekten gelişir.

Gazeteciliğin de burada önemli bir sorumluluğu var. Toplumun sorunlarını gündeme taşımak ne kadar önemliyse, başarıları duyurmak ve güzel örnekleri görünür kılmak da o kadar değerlidir. Kalemimiz bazen bir yanlışı düzeltmek için mücadele eder, bazen de bir iyiliğin daha fazla insana ulaşmasına vesile olur.

İşte ben, güzel şeyleri konuşmanın tam da bu yüzden önemli olduğuna inanıyorum.

Kötü haberler gündemimizi meşgul edebilir ama umudumuzu elimizden almamalı. Hayatın zorlukları bizi yorabilir ama birbirimize olan güvenimizi yok etmemeli. Çünkü her yeni gün, yeniden başlamak için bir fırsattır.

Diyarbakır'ın sokaklarında daha fazla huzur, evlerinde daha fazla mutluluk, gençlerinde daha fazla umut ve insanlarında daha fazla dayanışma görmek istiyoruz.

Bunun için bazen büyük adımlara değil, küçük ama samimi davranışlara ihtiyacımız var.

Bir teşekkür, bir tebessüm, bir yardım eli…

Belki de dünyayı güzelleştirmek tam olarak buradan başlıyor.

Güzel günler kendiliğinden gelmez; onları birlikte inşa ederiz.

Ve unutmayalım: Birbirimizin hayatını kolaylaştırabildiğimiz, emeğe değer verdiğimiz ve umudu canlı tutabildiğimiz sürece yarınlarımız için inanacak çok şeyimiz var.

Çünkü bu şehrin de bu ülkenin de en büyük gücü, hâlâ güzel şeyler yapabilen insanlarıdır.