<div>Eskiden mutluluk, vaktinde açan bir çiçek gibiydi. Ne zaman geleceği belli olmazdı ama geldiğinde kokusu sinerdi üstümüze. Şimdi ise mutluluk diye bir şey var ama nerede, nasıl bulunur, hangi formülle elde edilir, herkesin dilinde aynı tarif: Daha çok, daha hızlı, daha fazla.</div> <div>Son yıllarda fark ettim ki, mutluluğu bir hedef haline getirdikçe ondan uzaklaşıyoruz. Sürekli "mutlu olmalıyım" diye kendimize baskı yapıyoruz. Oysa hayat dediğin, inişli çıkışlı bir yolculuk değil midir? Her an mutlu olmak mümkün mü? Ya da önemli olan, mutsuz anlarımızda bile hayatın içinde kalabilmek değil midir?</div> <div>Bir düşünün: Çocukken bir oyuncakla saatlerce mutlu olabilirdik. Şimdi elimizde onlarca uygulama, yüzlerce kanal, binlerce içerik var ama içimiz hep bir sıkıntı, hep bir eksiklik. Belki de mutluluğu büyüttükçe küçülttük. Onu bir "şey" sandık, oysa o bir "an"dı aslında.</div> <div>Sosyal medyada gördüğümüz o "mükemmel hayat"lar, çoğumuzun içinde bir kıpırtı yaratıyor: "Ben neden böyle mutlu değilim?" Oysa kimse perde arkasını göstermiyor. Kimse sabah kalktığında yüzünü yıkamadan çektiği o hüzünlü fotoğrafı paylaşmıyor. Herkes sadece vitrinini süslüyor.</div> <div>Mutluluk üzerine o kadar çok kitap okuduk, o kadar çok seminer dinledik ki, artık mutluluğun teorisini biliyor ama pratiğini yapamıyoruz. Belki de mutluluk, üzerine bu kadar düşününce kaçan bir kuş gibi. Ne zaman "gel" desen uçuyor, ne zaman peşinden koşsan uzaklaşıyor. Ama durup bir çiçeği koklasan, bir çocuğun gülüşüne şahit olsan, bir dostla göz göze gelsen, işte o an gelip konuyor omzuna.</div> <div>Fark ettim ki, asıl mesele mutlu olmak değil, anlamlı bir hayat yaşamak. Anlamın olduğu yerde mutluluk da bir şekilde kendine yer buluyor. Sevdiğin işi yapmak, sevdiğin insanlarla vakit geçirmek, küçük şeylerden keyif almak... Bunların formülü yok, kitabı yok, garantisi yok. Ama işte tam da bu yüzden değerli.</div> <div>Belki de bugün, şu an, mutlu olmak için bir şey yapmaya çalışmayı bırakmalıyız. Sadece anı yaşamalı, nefes aldığımızın farkına varmalı, şu karşıdan esen rüzgarın tenimizde bıraktığı hissi duyumsamalıyız.</div> <div>Mutluluk bir varış noktası değil, bir yolculuk haliymiş meğer. Ve biz o yolculukta, yanımızdakilerle, içimizdekiyle, olduğumuz gibi kalmayı başarabildiğimizde, aslında hep oradaymış. Görmesini bilene.</div>