<div>Bir şehrin sesini sadece korna seslerinden, kalabalık caddelerden, pazarlık yapan esnaftan ya da akşam saatlerinde yükselen insan uğultusundan ibaret sanıyoruz.</div> <div>Oysa şehirlerin bir de sessizliği vardır.</div> <div>Ve bazen o sessizlik, söylenen binlerce sözden daha fazla şey anlatır.</div> <div>Diyarbakır’da bir sabah düşünün…</div> <div>Sur’un gölgesinde dükkânını açan esnaf, kepengini kaldırırken yeni bir güne “Bismillah” der. Bir öğrenci okul yolunda çantasını omzuna biraz daha sıkı asar. Bir anne, çocuğunu servise bindirirken arkasından uzun uzun bakar.</div> <div>Şehir uyanır.</div> <div>Ama kimse birbirine “Nasılsın?” diye gerçekten sormaz.</div> <div>Çünkü hepimizin acelesi vardır.</div> <div>Bir yere yetişeceğiz.</div> <div>Bir faturayı ödeyeceğiz.</div> <div>Bir telefon görüşmesine cevap vereceğiz.</div> <div>Bir haber okuyacağız.</div> <div>Bir habere kızacağız.</div> <div>Sonra başka bir habere geçeceğiz.</div> <div>Ve gün bitecek.</div> <div>Asıl mesele belki de tam burada başlıyor.</div> <div><strong>Çok şey biliyoruz ama birbirimizi giderek daha az tanıyoruz.</strong></div> <div>Telefonlarımızda yüzlerce insan var. Sosyal medyada binlerce arkadaşımız, takipçimiz, tanıdığımız var.</div> <div>Ama bazen yanı başımızdaki insanın derdinden haberimiz yok.</div> <div>Komşumuzun kapısını çalmıyoruz.</div> <div>Çocuklarımızın gözlerinin içine bakmadan “Nasılsın?” diyoruz.</div> <div>Bir arkadaşımızın sesindeki yorgunluğu, mesajındaki tek bir kelimeden anlamaya çalışıyoruz.</div> <div>Hayatımız hızlandı.</div> <div>Fakat biz yavaş yavaş birbirimizden uzaklaştık.</div> <div>Belki de bugün ihtiyacımız olan yeni bir bina, yeni bir yol, yeni bir alışveriş merkezi kadar basit bir şey değil.</div> <div><strong>Birbirimize yeniden insan gibi bakabilmek.</strong></div> <div>Diyarbakır'ın taşları eski olabilir.</div> <div>Sokakları yorulmuş olabilir.</div> <div>Bazı sorunları yıllardır çözülememiş olabilir.</div> <div>Ama bu şehir hâlâ güçlü bir hafızaya sahip.</div> <div>Bir sofranın etrafında insanları buluşturmayı, zor günlerde omuz omuza durmayı, tanımadığı birine bile kapısını açmayı bilen bir kültürden söz ediyoruz.</div> <div>Bunu kaybetmemeliyiz.</div> <div>Çünkü şehirleri sadece belediyeler, kurumlar, yollar ve binalar büyütmez.</div> <div><strong>Şehirleri insanlar büyütür.</strong></div> <div>Bir çocuğa yol vermek…</div> <div>Yaşlı birinin poşetini taşımak…</div> <div>Yolda gördüğümüz birine selam vermek…</div> <div>Bir esnafın halini hatırını sormak…</div> <div>Bir arkadaşımızı sadece ihtiyacımız olduğunda değil, hiçbir sebep yokken aramak…</div> <div>Bunların hiçbiri büyük işler gibi görünmeyebilir.</div> <div>Ama şehir dediğimiz şey zaten küçük davranışların toplamıdır.</div> <div>Belki de yarın sabah hepimiz aynı şehrin içinde biraz daha yavaş yürümeliyiz.</div> <div>Birbirimizi fark ederek…</div> <div>Çünkü bazen bir şehrin en büyük ihtiyacı yeni bir ses değildir.</div> <div><strong>Birbirimizi yeniden duyabilmektir.</strong></div> <div>Ve unutmayalım:</div> <div>Gürültü her yerde var.</div> <div>Asıl mesele, sessizliğin içinde birbirimizi kaybetmemek.</div>