<div>Diyarbakır'da yazı anlatmaya kalksanız, önce sıcağından bahsetmeniz gerekir. Öyle bir sıcak ki öğle saatlerinde sokaklar sessizliğe bürünür. İnsanlar gölge arar, taş duvarlar bile güneşin hararetini üzerinde taşır. Şehrin kalabalığı sanki bir anda kaybolur.</div> <div>Ama bu sessizlik uzun sürmez.</div> <div>Güneş ufka doğru çekilmeye başladığında Diyarbakır yeniden uyanır. Balkon kapıları açılır, çocuklar sokağa koşar, parklar dolmaya başlar. Çay bahçelerinde boş masa bulmak zorlaşır. Bir yanda aileler serin bir nefes almaya çalışırken, diğer yanda gençler arkadaşlarıyla günün yorgunluğunu atar.</div> <div>Bu şehirde yaz akşamları sadece serinlemek için dışarı çıkılmaz; insanlar birbirini görmek, selam vermek, iki çift laf etmek için de dışarı çıkar. Çünkü Diyarbakır'da sokaklar yalnızca yürünüp geçilen yerler değildir. Sokaklar, komşuluğun, dostluğun ve paylaşmanın yaşadığı mekânlardır.</div> <div>Belki de bu yüzden Diyarbakır'ın geceleri gündüzünden daha canlıdır. Esnaf kepengini biraz daha geç kapatır, çocuklar biraz daha uzun oynar, büyükler çayın yanında eski günleri konuşur. Telefon ekranlarından uzaklaşıp birbirinin yüzüne bakan insanların hâlâ çoğunlukta olduğu şehirlerden biridir Diyarbakır.</div> <div>Keşke bu güzel akşamların kıymetini biraz daha iyi bilsek...</div> <div>Parklarımızı temiz bıraksak, kaldırımları işgal etmesek, çevremizi rahatsız edecek davranışlardan uzak dursak... Çünkü bu şehir hepimizin ve bu güzel yaz akşamları da ortak mirasımız.</div> <div>Diyarbakır'ın sıcağı her yıl gelir geçer. Ama yaz akşamlarının insana verdiği huzur, yıllar geçse de hafızalarda kalır. Belki de bu yüzden Diyarbakırlılar için yaz, gündüz yaşanan bir mevsim değil; akşam başlayıp geceye kadar devam eden güzel bir buluşmadır.</div>