<div>Bazı şehirler vardır; sokaklarında yürürken yalnızca binaları değil, geçmişi de görürsünüz.</div> <div></div> <div>Diyarbakır böyle bir şehir.</div> <div></div> <div>Surlarıyla, taş evleriyle, dar sokaklarıyla, avlularıyla ve yüzyıllardır değişmeyen bazı alışkanlıklarıyla geçmişten bugüne uzanan büyük bir hikâyenin taşıyıcısıdır.</div> <div></div> <div>Ama bir şehri şehir yapan yalnızca tarihi değildir.</div> <div></div> <div>O şehrin insanıdır.</div> <div></div> <div>Sabah erkenden kepengini açan esnaf, çocuğunu okula yetiştirmeye çalışan anne, günün ilk çayını ocağın başında içen işçi, üniversiteye yetişmeye çalışan genç, akşamüstü parkta nefes almaya çalışan emekli…</div> <div></div> <div>Hepsi bu şehrin hikâyesinin bir parçasıdır.</div> <div></div> <div>Bugün Diyarbakır'a baktığımızda hızlı değişen bir şehir görüyoruz. Yeni binalar yükseliyor, yollar genişliyor, alışveriş merkezleri çoğalıyor, nüfus artıyor. Ancak bütün bu değişimin ortasında kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:</div> <div></div> <div>Şehri büyütürken şehrin ruhunu koruyabiliyor muyuz?</div> <div></div> <div>Bence asıl mesele burada başlıyor.</div> <div></div> <div>Çünkü şehirleşmek yalnızca beton dikmek değildir.</div> <div></div> <div>Bir kaldırımın düzgün olması da şehirciliktir. Bir parkın temiz tutulması da… Tarihi bir yapının korunması da… Esnafın yaşatılması da… Çocukların güvenle oynayabileceği alanların artırılması da…</div> <div></div> <div>Ve belki hepsinden önemlisi, insanların kendilerini bu şehrin sahibi hissedebilmesi de şehirciliktir.</div> <div></div> <div>Diyarbakır'ın geleceği yalnızca büyük projelerde değil, küçük ayrıntılarda da şekillenecek.</div> <div></div> <div>Bir ağacın korunmasında, bir tarihi sokağın temiz tutulmasında, bir çocuğun oyun oynayabileceği alanın artırılmasında, yaşlı bir vatandaşın rahatça yürüyebileceği kaldırımlarda…</div> <div></div> <div>Bazen büyük şehir hedefleri konuşuyoruz ama şehrin gerçek sorunları küçük ayrıntıların içerisinde karşımıza çıkıyor.</div> <div></div> <div>Oysa Diyarbakır'ın en büyük zenginliği yalnızca tarihi değil; insan potansiyelidir.</div> <div></div> <div>Gençleri vardır.</div> <div></div> <div>Üreten insanları vardır.</div> <div></div> <div>Girişimcileri, sanatçıları, akademisyenleri, esnafı, çiftçisi ve emekçileri vardır.</div> <div></div> <div>Bu şehir doğru planlandığında yalnızca bölgenin değil, Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olabilir.</div> <div></div> <div>Ancak bunun için şehre sadece yatırım gözüyle değil, emanet gözüyle bakmak gerekiyor.</div> <div></div> <div>Çünkü biz bugün bu şehirde yaşıyoruz ama Diyarbakır bize ait değil.</div> <div></div> <div>Bizden sonraki nesillere bırakacağımız bir miras.</div> <div></div> <div>Surların taşları kadar çocukların hayalleri de korunmalı.</div> <div></div> <div>Tarihi evler kadar insanların umutları da yaşatılmalı.</div> <div></div> <div>Caddeler kadar mahalle kültürü de unutulmamalı.</div> <div></div> <div>Diyarbakır'ın geleceğini konuşurken belki de en çok bunu hatırlamamız gerekiyor:</div> <div></div> <div>Bir şehri büyütmek kolaydır. Asıl mesele, büyürken onu kendisi olarak koruyabilmektir.</div> <div></div> <div>Diyarbakır'ın hikâyesi henüz bitmedi.</div> <div></div> <div>Belki de en güzel bölümü şimdi yazılıyor.</div> <div></div> <div>Ve bu hikâyenin nasıl devam edeceği, bugün vereceğimiz kararlara bağlı.</div>