?>

Diyarbakır'ın Yaz Akşamları

NEDİM DEMİR

4 gün önce

Diyarbakır'da yaz mevsimi, takvimde yazan bir mevsimden çok daha fazlasıdır. Güneş, sabahın erken saatlerinden itibaren şehri adeta ateşten bir örtüyle sarar. Termometrelerin 40 derecenin üzerine çıktığı günlerde sokaklar sessizleşir, caddeler boşalır. Herkes gölgeyi, serin bir köşeyi ya da klimanın bulunduğu bir ortamı arar.
Ancak Diyarbakır'ın asıl hikâyesi güneş battıktan sonra başlar.
Akşam ezanıyla birlikte şehir yeniden nefes almaya başlar. Gündüz sıcağından bunalan insanlar evlerinden çıkar. Kimisi ailesiyle birlikte parklara gider, kimisi tarihi surların etrafında yürüyüş yapar, kimisi ise bir çay bahçesinde dostlarıyla sohbet ederek günün yorgunluğunu atmaya çalışır.
Çocukların kahkahaları mahalle aralarında yankılanır. Bisiklet süren çocuklar, çekirdek çitleyen aileler, serin bir esinti bekleyen yaşlılar... Diyarbakır'ın yaz akşamları, aslında şehrin en canlı saatleridir.
Esnaf da bu hareketlilikten payını alır. Gündüz sıcağı nedeniyle durgun geçen iş yerleri, akşam saatlerinde hareketlenir. Dondurmacılar, tatlıcılar, kafeler ve çay ocakları dolup taşar. Sokaklar yeniden hayat bulur.
Fakat bu canlılığın yanında unutmamamız gereken bazı sorumluluklar da var. Ortak yaşam alanlarını temiz tutmak, çevreyi kirletmemek, yüksek sesle çevremizi rahatsız etmemek ve özellikle çocuklarımızın güvenliği konusunda daha dikkatli olmak hepimizin görevi.
Bir diğer önemli konu ise su. Bu kavurucu sıcaklarda su tüketimi her zamankinden daha fazla artıyor. İsraf etmeden kullanacağımız her damla su, geleceğimiz için büyük önem taşıyor.
Diyarbakır, binlerce yıllık tarihiyle olduğu kadar sıcak insanlarıyla da tanınan bir şehir. Yazın bunaltıcı sıcakları elbette kolay değil. Ama akşam serinliğiyle birlikte sokaklara taşan o samimiyet, komşuluk, dostluk ve birlikte yaşama kültürü, bu şehrin en güzel taraflarından biri olmaya devam ediyor.
Belki de Diyarbakır'ı Diyarbakır yapan tam da budur. Gündüz güneş ne kadar yakıcı olursa olsun, akşam olunca insanlar yine aynı sokaklarda buluşur, aynı selamı verir, aynı çayın etrafında sohbet eder.
Çünkü bu şehir, sıcaklığını sadece güneşten değil, insanından da alıyor.
YAZARIN DİĞER YAZILARI