?>

Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor

NEDİM DEMİR

14 saat önce

Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor

Bir şehir düşünün…

Sokakları kalabalık, kafeleri dolu, telefonların şarjı hiç bitmiyor ama insanların birbirine ayıracak birkaç dakikası bile yok.

Herkes konuşuyor.

Sosyal medyada herkesin bir fikri var. Herkes haklı, herkes uzman, herkes olayın doğrusunu biliyor.

Ama kimse dinlemiyor.

Bugünün en büyük meselesi belki de tam olarak bu.

Bir haber düşüyor telefon ekranına. Daha haberin ne olduğu anlaşılmadan yorumlar başlıyor. Bir görüntü paylaşılıyor, birkaç dakika içinde binlerce kişi hüküm veriyor. Olayın gerçeği ortaya çıkmadan insanlar tarafını seçiyor.

Sonra gerçek ortaya çıktığında?

Kimse dönüp ilk söylediğine bakmıyor.

Çünkü artık önemli olan doğruyu bulmak değil, ilk konuşan olmak.

---

Diyarbakır'ın sokaklarında ise hayat başka bir hızla akıyor.

Sabah fırından çıkan ekmeğin kokusu, esnafın kepenk sesi, kahvede yapılan sohbet, sokakta oynayan çocuklar…

Bunların hepsi hâlâ hayatımızın bir parçası.

Fakat elimizdeki telefonlar bazen yanımızdaki insanları görmemize engel oluyor.

Aynı masada dört kişi oturuyor.

Dördünün de elinde telefon.

Dördünün de başka bir dünyası var.

Oysa eskiden bir çay bardağının etrafında saatlerce konuşurduk.

Şimdi mesajlaşarak aynı odada susuyoruz.

Gündem yalnızca Ankara'da, Meclis'te veya televizyon ekranlarında oluşmuyor.

Asıl gündem sokakta.

Pazara giden vatandaşın fileyi nasıl doldurduğunda…

Gençlerin gelecek hayalinde…

Esnafın ay sonunu nasıl getirdiğinde…

Bir annenin çocuğunun geleceği için duyduğu endişede…

Bir babanın eve götürdüğü ekmeğin hesabında…

Ve belki de en önemlisi, insanların birbirine karşı kaybetmeye başladığı güvende.

Bugün birbirimizi dinlemeye yeniden başlamamız gerekiyor.

Çünkü bir toplumda herkes konuşur ama kimse dinlemezse, ortaya sadece gürültü çıkar.

Gürültünün olduğu yerde ise hakikatin sesi duyulmaz.

Belki bugün yapabileceğimiz en büyük değişiklik çok basit:

Telefonu bir kenara bırakmak.

Yanımızdaki insana bakmak.

Bir çay söylemek.

Ve gerçekten sormak:

“Nasılsın?”

Cevabını beklemek…

Çünkü bazen bir insanın ihtiyacı olan şey büyük sözler değildir.

Sadece gerçekten dinleyen birinin varlığıdır.

Diyarbakır'ın kadim sokakları bize bunu hâlâ öğretebilir.

Çünkü bu şehir, yüzyıllardır insanları aynı sofrada buluşturmayı biliyor.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey yeni bir gündem değil.

Birbirimizi yeniden hatırlamak.

YAZARIN DİĞER YAZILARI