?>

Bir Şehrin Hikâyesi, Sadece Taşında Değil Saklıdır

NEDİM DEMİR

8 saat önce

Bazı şehirler vardır; sokaklarında yürürken yalnızca binaları değil, geçmişi de görürsünüz.

Diyarbakır böyle bir şehir.

Surlarıyla, taş evleriyle, dar sokaklarıyla, avlularıyla ve yüzyıllardır değişmeyen bazı alışkanlıklarıyla geçmişten bugüne uzanan büyük bir hikâyenin taşıyıcısıdır.

Ama bir şehri şehir yapan yalnızca tarihi değildir.

O şehrin insanıdır.

Sabah erkenden kepengini açan esnaf, çocuğunu okula yetiştirmeye çalışan anne, günün ilk çayını ocağın başında içen işçi, üniversiteye yetişmeye çalışan genç, akşamüstü parkta nefes almaya çalışan emekli…

Hepsi bu şehrin hikâyesinin bir parçasıdır.

Bugün Diyarbakır'a baktığımızda hızlı değişen bir şehir görüyoruz. Yeni binalar yükseliyor, yollar genişliyor, alışveriş merkezleri çoğalıyor, nüfus artıyor. Ancak bütün bu değişimin ortasında kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Şehri büyütürken şehrin ruhunu koruyabiliyor muyuz?

Bence asıl mesele burada başlıyor.

Çünkü şehirleşmek yalnızca beton dikmek değildir.

Bir kaldırımın düzgün olması da şehirciliktir. Bir parkın temiz tutulması da… Tarihi bir yapının korunması da… Esnafın yaşatılması da… Çocukların güvenle oynayabileceği alanların artırılması da…

Ve belki hepsinden önemlisi, insanların kendilerini bu şehrin sahibi hissedebilmesi de şehirciliktir.

Diyarbakır'ın geleceği yalnızca büyük projelerde değil, küçük ayrıntılarda da şekillenecek.

Bir ağacın korunmasında, bir tarihi sokağın temiz tutulmasında, bir çocuğun oyun oynayabileceği alanın artırılmasında, yaşlı bir vatandaşın rahatça yürüyebileceği kaldırımlarda…

Bazen büyük şehir hedefleri konuşuyoruz ama şehrin gerçek sorunları küçük ayrıntıların içerisinde karşımıza çıkıyor.

Oysa Diyarbakır'ın en büyük zenginliği yalnızca tarihi değil; insan potansiyelidir.

Gençleri vardır.

Üreten insanları vardır.

Girişimcileri, sanatçıları, akademisyenleri, esnafı, çiftçisi ve emekçileri vardır.

Bu şehir doğru planlandığında yalnızca bölgenin değil, Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olabilir.

Ancak bunun için şehre sadece yatırım gözüyle değil, emanet gözüyle bakmak gerekiyor.

Çünkü biz bugün bu şehirde yaşıyoruz ama Diyarbakır bize ait değil.

Bizden sonraki nesillere bırakacağımız bir miras.

Surların taşları kadar çocukların hayalleri de korunmalı.

Tarihi evler kadar insanların umutları da yaşatılmalı.

Caddeler kadar mahalle kültürü de unutulmamalı.

Diyarbakır'ın geleceğini konuşurken belki de en çok bunu hatırlamamız gerekiyor:

Bir şehri büyütmek kolaydır. Asıl mesele, büyürken onu kendisi olarak koruyabilmektir.

Diyarbakır'ın hikâyesi henüz bitmedi.

Belki de en güzel bölümü şimdi yazılıyor.

Ve bu hikâyenin nasıl devam edeceği, bugün vereceğimiz kararlara bağlı.
YAZARIN DİĞER YAZILARI