“Daha dün aldım” dediğimiz telefonun, bugün eski model ilan edildiği bir çağda yaşıyoruz.
Eskiden telefon alınca insanın aklına ilk gelen soru şuydu: “Kaç yıl kullanırım?” Şimdi ise soru değişti: “Bir sonraki model ne zaman çıkıyor?”
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı, kabul. Telefon artık sadece konuşmak için kullandığımız bir cihaz değil. Fotoğraf makinesi, banka, televizyon, gazete, navigasyon, takvim, alışveriş merkezi ve hatta zaman zaman arkadaşımız oldu.
Ama işin ilginç tarafı şu: Telefonlarımız akıllandıkça, bizim telefon değiştirme isteğimiz de arttı.
Daha telefonun kutusundaki şarj kablosunun yerini öğrenmeden yeni modelin reklamı karşımıza çıkıyor. “Daha güçlü işlemci”, “daha iyi kamera”, “daha parlak ekran”, “daha uzun pil ömrü”…
İnsan ister istemez düşünüyor:
Benim telefonum ne yaptı da emekliye ayrılmayı hak etti?
Telefon çalışıyor. Arama yapıyor. Mesaj gönderiyor. İnternete giriyor. Fotoğraf çekiyor. Uygulamaları açıyor. Şarjı da fena gitmiyor.
Ama karşı masadaki kişinin telefonu yeni model…
İşte bütün mesele burada başlıyor.
Bir anda elimizdeki telefon bize eski görünmeye başlıyor. Ekranı aynı ekran, kamera aynı kamera, hatta yaptığımız işler aynı işler… Fakat zihnimizde telefon çoktan “eskidi”.
Aslında bazen değiştirmek istediğimiz şey telefon değil, yenilik hissi oluyor.
Yeni telefonun kutusunu açmak, jelatinini çıkarmak, ilk kez açmak, ayarlarını yapmak… Bunların hepsinde küçük bir heyecan var.
İnsan yeni bir şey aldığında kendini biraz daha iyi hissediyor.
Fakat bu heyecan ne kadar sürüyor?
Bir hafta mı?
Bir ay mı?
Belki de yeni modelin reklamını görene kadar…
Sonra aynı döngü yeniden başlıyor.
Yeni telefon, yeni kılıf, yeni ekran koruyucu, yeni aksesuar…
Derken cebimizdeki telefon değişirken, hesabımızdaki para da değişiyor.
Elbette teknolojiye yatırım yapmak kötü bir şey değil. Telefon gerçekten ihtiyaçları karşılamıyorsa, bataryası bitmişse, güvenlik güncellemeleri sona ermişse veya işimizi ciddi şekilde aksatıyorsa değiştirmek gayet normal.
Ama sadece “yenisi çıktı” diye eskisini gözden çıkarmak, biraz da modern çağın tüketim alışkanlığına dönüşmüş durumda.
Belki de arada kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
“Gerçekten yeni bir telefona mı ihtiyacım var, yoksa yeni bir telefon sahibi olma hissine mi?”
Çünkü teknoloji hızla değişiyor.
Bugün en yeni olan telefon, yarın bir önceki model olacak.
Bir süre sonra cebimizdeki cihaz değil, onu değiştirme alışkanlığımız bizi yönetmeye başlayacak.
Telefonlar akıllanıyor.
Biz de belki biraz daha akıllıca tüketmeyi öğrenmeliyiz.
Sonuçta telefonun görevi hayatımızı kolaylaştırmak.