?>

Sabır: Zamanın İçindeki Hikmet

MÜSLÜM ARSLAN

2 hafta önce

İnsan, çoğu zaman acelecidir. Hemen olsun ister, çabuk olsun ister, beklemek ağır gelir. Oysa hayatın en derin hakikatleri, sabrın rahlesinde öğrenilir. Sabır; pasif bir bekleyiş değil, bilinçli bir direniştir. İmtihan karşısında sarsılmadan durabilme iradesidir.
Kur’an-ı Kerim’de “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir” buyurulur. Bu müjde, yalnız bir teselli değil; ilahi bir yakınlık vaadidir. Sabreden insan, yalnız değildir. Her gecenin bir sabahı, her kışın bir baharı olduğu gibi; her sıkıntının da bir ferahlığı vardır.
Peygamberler tarihi, sabrın zirve örnekleriyle doludur. Eyyub’un hastalık karşısındaki teslimiyeti, Yusuf’un zindandaki vakar ve iffeti, sabrın nasıl bir olgunluk doğurduğunu gösterir. Onlar, imtihanı inkârla değil; imanla karşıladılar. Çünkü biliyorlardı ki sabır, kaderle kavga etmek değil; kaderin ardındaki hikmete güvenmektir.
Modern hayatın gürültüsü içinde sabrı zayıflık sanıyoruz. Oysa gerçek güç, öfkeyi dizginleyebilmekte saklıdır. Haksızlığa uğradığında adaletten şaşmamak, zorlukla karşılaştığında umudu terk etmemek… İşte sabır budur. İnsanı olgunlaştıran, kalbi arındıran bir eğitimdir.
Sabır, aynı zamanda bir ahlak meselesidir. Ailede, işte, sokakta… Tahammül edebilmek, kırmadan konuşabilmek, acele hüküm vermemek. Bazen bir kelimeyi yutmak, bir tartışmayı büyütmemek en büyük sabırdır. Ve çoğu zaman en büyük kazanç, kaybettiğimizi sandığımız anda gelir.
Bugün kendimize şunu soralım: Beklerken ne öğreniyoruz? Zorlukla karşılaşınca neye tutunuyoruz? Eğer sabrı şikâyetle değil, şükürle beslersek; her gecenin içinden bir aydınlık çıkar.
Unutmayalım; sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır. Ve o meyve, yalnız dünyada değil; ahirette de karşılığını bulur. Sabırla yürüyenler için yol uzamaz; aksine hikmetle derinleşir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI